İş arkadaşım akvaryum getirdi.
Masada ikimizin arasında duruyor. Ciklet, dedikleri balıklardan var. Üç kırmızı,bir
gümüş renginde ve bir çift iri gözden ibaret onlarca da şeffaf yavru , fıtı fıtı
diye yüzüyorlar. Söylendiği gibi, kısa süreli bir hafızaya sahipseler akvaryumun
ölçülerini bakılmaksızın okyanusta yaşıyor sayılırlar. Ama bence hafızaları
gayet sağlam. Zira bir el onlara doğru uzandığında yemek vakti olduğunu derhal
anlayıp koşturuyorlar... Bir balığa hafıza testi nasıl yapılmış olabilir diye
dün gece çok düşündüm. Sanki başka işim yokmuş ve hayatın manası bu soruda
gizlenmiş gibi düşündüm. Sonra uyuyakalmışım. Rüyamda, bir dülger balığıyla
satranç oynuyordum. Sonra cübbeli sakallı bir adam geldi, oyunumuzu bozdu. sinirlendim.
Tekrar uyku tutmadı. Şimdi burada
akvaryumu gözetliyorum. Arada göz göze geliyoruz balıklarla. İnsan gibi manalı
manalı bakıyorlar . Belki de akvaryumdan kurtulmak istiyorlardır. Fakat onlar
hiç daha büyük bir dünya tanımadılar ki. Nereden bilecekler okyanusları,
denizleri. Yoksa şu hafıza testini onlara, uçsuz bucaksız denizleri anlatan
kitaplar okuyarak mı yaptılar. Gördüler ki özgürlük fikirlerine rağmen herkes
minicik dünyalarından hoşnut. Çünkü akvaryum sıcak, akvaryum güvenli. Küçük
balığa yutacak kadar büyüyen balık oradan uzaklaştırılıyor. Yemek bulmak telaşı
yok. Bence hafızaları gayet yerinde bu balıkların, fakat rahat dünyalarını
kaybetmek telaşı, tıpkı insanlar misali onları da, hatırlamak ve gerçeği görmek
eyleminden alıkoyuyor. Rahat bir esareti, mavi bir özgürlüğe tercih edecek kadar
“geri” zekalılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder