7 Şubat 2017 Salı

    İş arkadaşım akvaryum getirdi. Masada ikimizin arasında duruyor. Ciklet, dedikleri balıklardan var. Üç kırmızı,bir gümüş renginde ve bir çift iri gözden ibaret onlarca da şeffaf yavru , fıtı fıtı diye yüzüyorlar. Söylendiği gibi, kısa süreli bir hafızaya sahipseler akvaryumun ölçülerini bakılmaksızın okyanusta yaşıyor sayılırlar. Ama bence hafızaları gayet sağlam. Zira bir el onlara doğru uzandığında yemek vakti olduğunu derhal anlayıp koşturuyorlar... Bir balığa hafıza testi nasıl yapılmış olabilir diye dün gece çok düşündüm. Sanki başka işim yokmuş ve hayatın manası bu soruda gizlenmiş gibi düşündüm. Sonra uyuyakalmışım. Rüyamda, bir dülger balığıyla satranç oynuyordum. Sonra cübbeli sakallı bir adam geldi, oyunumuzu bozdu. sinirlendim.  Tekrar uyku tutmadı. Şimdi burada akvaryumu gözetliyorum. Arada göz göze geliyoruz balıklarla. İnsan gibi manalı manalı bakıyorlar . Belki de akvaryumdan kurtulmak istiyorlardır. Fakat onlar hiç daha büyük bir dünya tanımadılar ki. Nereden bilecekler okyanusları, denizleri. Yoksa şu hafıza testini onlara, uçsuz bucaksız denizleri anlatan kitaplar okuyarak mı yaptılar. Gördüler ki özgürlük fikirlerine rağmen herkes minicik dünyalarından hoşnut. Çünkü akvaryum sıcak, akvaryum güvenli. Küçük balığa yutacak kadar büyüyen balık oradan uzaklaştırılıyor. Yemek bulmak telaşı yok. Bence hafızaları gayet yerinde bu balıkların, fakat rahat dünyalarını kaybetmek telaşı, tıpkı insanlar misali onları da, hatırlamak ve gerçeği görmek eyleminden alıkoyuyor. Rahat bir esareti, mavi bir özgürlüğe tercih edecek kadar “geri” zekalılar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder