Yetişkin Çocuğun oyuncakları Hobiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yetişkin Çocuğun oyuncakları Hobiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2017 Salı

Aikido

Hiper aktif biri olarak sporsuz bir yaşam düşünemiyorum. Spor yapmak benim için enerjimi attıkça dinç olduğum, yoruldukça dinlendiğim, spor ağrıları çekerken mutlu olduğum, adeta vücudumu süründürdükçe zevk aldığım bir aktivite. 
Tabi ki her şeyi deneme ve sonrasında sıkılıp bırakma eğilimi olan benim için, şimdiye kadar hiç bir spor devamlılık sağlayamadı. Aikido dışında.
Voleybolla baslayan spor hayatım, atletizm, yüzme, bisiklet, paten ve kısa süreli de olsa plates ile son buldu. Senelerdir spor yapmıyordum. Çünkü bir noktadan sonra bütün sporlar sıkmaya başlıyor, rutine giriyor ve hep aynı şeyleri yapmaya başlıyorsunuz.
2010 senesinde katıldığım Girişim Savaşçısı programında tanıştım Aikido'yla.
Ticarette düştüğün an nasıl kalkacağını bilmek, sana gelen bir saldırıyı nasıl başka yöne çevireceğini öğretmek için planlanmış aikido uygulamalı bir ders yapmıştık. Aikido'nun felsefesinin iş hayatıyla, ve gündelik yaşamımızla nasıl uyum sağladığını görünce şaşırmıştım.Aynı zamanda çok hoşuma gitmişti. Sonra hayat mücadelesi içinde unutuverdim. 
Senelerdir spor yapmıyordum demiştim ya, artık başlamak için zorluyordum kendimi ama ne yapacaktım? Basladığım spordan sıkılacağımı önceden biliyordum çünkü.Bana sürekli değişen,gelişen ve her gün yeni bir şeyler öğretecek bir spor gerekliydi ki sıkılmadan devam edebileyim.. Bir gün nasıl olduysa o ders aklıma geldi ve ben aikido yapmalıyım dedim. Eşime söylediğimde gülmüştü yine bulmuşsun bir heves kendine demişti. 
Aikimode da Oğuzhan Sensei'yi aradım ve mülakat için bir randevu aldım.  Nasıl takmış isem kafama sabahın altına aldım randevuyu. Nede olsa hiper aktif biri, bir şeyi kafasına koyduysa hemen yapmalı. Mülakat sonunda 2015 Ekim ayında başlamış bulundum. 
O gün bu gündür hiç sıkılmadan, her hafta antrenman saatlerini iple çekerek gidiyorum. Hiç bir spor bu kadar zevkli gelmedi bana şimdiye kadar. Her seviyede bir şeyleri başarmanın verdiği heyecan ayrı, öğrendikçe daha öğrenilecek şeylerin ne kadar çok olduğunu görerek daha fazlasını öğrenebilecek olmanın mutluluğu ve aynı zamanda öğrendiğiniz kadarını başkalarına öğretebilmenin verdiği heyecan bambaşka. Her seviye sizi daha güçlendiriyor, daha olgunlaştırıyor, ve daha dingin ve kontrollü yapıyor. 
Zaman içinde sadece benim gitmem yetmedi ve 3,5 yaşındaki kızım ile 6,5 yaşındaki oğlumu da başlattım aikidoya. Yaklaşık bir senedir ikisi de çok severek geliyorlar. Ve inanıyorum ki hiç bıkmadan devam edecekler. Herkese şiddetle tavsiye ederim. 
Küçük bir reklam arası da vermek isterim.   Başka dojolardan haberim yok açıkçası, fakat Aikimode Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük dojosu ve Oğuzhan sensei Türkiye'de en çok öğrenci yetiştirmiş,ve bu konuda uzmanlaşmış çok değerli bir usta. Aikido için hayatını adamış, mesleğine bu kadar sevgiyle bağlı, ve öğrencileri için bu kadar özverili çalışan başka bir öğretmen görmedim açıkçası. 
Son olarak söylemek isterim ki Türkiye'de yaşayan bir bayansanız, Aikido bir hobi değil bir gerekliliktir bence. 

2 Mart 2017 Perşembe

Orkide candır


Sürekli yeni hobiler edinip bırakan ben, tabi ki bir dönem orkidelere tutuldum. Orkideyi çok severim. Narin bir çiçektir. Bakımı aslında çok kolaydır. Ama nasıl bakacağınızı bilmiyorsanız anında küser ve ölür. Doğru bakımla ise aylarca çiçek acar ve size adeta teşekkür eder. 
Çoğu kişi çiçeği bittiğinde orkidenin öldüğünü düşünür. Halbuki yeni bir dal ve yeni çiçek için dinlenme dönemindedir. Güneşi çok sever, hafif esinti ister bu nazlı çiçek. O yüzden cam kenarını çok sever. Ama soğuk esmemeli. Çok su istemez. Yazın haftada bir, kışın ortamın nemine göre ya ayda bir yada iki haftada bir sulamak yeterli. Eğer çok nemli bir ortamdaysa ( benim akvaryumların durduğu oda gibi nemden durulmayan bir yer ise) neredeyse hiç sulamaya gerek yoktur. Suladığınızda kesinlikle saksıda su kalmamalı yoksa kökleri çürür. 

Benim ilk orkidemi aldığımda yaptığım ilk hata saksısını büyütmek olmuştu. Meğerse orkidenin saksısı ne kadar küçük olursa kökler ne kadar dışarıda kalırsa o kadar çiçek açarmış.
Tabi ki benim tutkum orkide bakımı ile yetinmedi. Orkide üretimine sardım bir dönem
Çok narin bir çiçek olduğundan özel kültür ortamında steril kaplarda ve özel sıcaklıklarda üretilebiliyor kendileri. 
Dört şekilde üretiliyor. 
1.  Tohum dan üretim: en zor üretim sekli bu. Özenle toplanan tohumlar steril petri kutularında nemli ve steril bir ortamda çimlendiriliyormuş. Çimlenebilmesi için bir mantar türüne ihtiyacı varmış. 
2. Orkideden kesilen parçaların yine  steril ortamda  belli sıcaklık ve belli nem ile köklendirilmesi.
3. Kökleri ayırma yöntemi: daha çok diğer orkide cinslerinde kullanılan bir yöntemdir bu. 
4. Keiki oluşumu: öleceğini anlayan , yada şartları çok iyi tutulan orkideler çiçek verdikleri daldan yavru verirler. Bu yavruya keiki denir. 
Ben meraklı tabi ki dört yolu da denedim.  
Tohumdan denememde bir sonuç alamayacağımı biliyordum. Zaten öylede oldu. Ama denemeden duramazdım.
Sonra klinikten getirdiğim cerrahi setiyle orkidelerimi parçalayıp parçaları güzelce dezenfekte ettim. Düdüklü tencerede steril edip hazırladığım kültür ortamının içine koyup, ışık nem ve sıcaklık ayarı yaptığım özel bir akvaryumda beklettim.
Sonuç: Enfekte olmuş kaplar oldu :) 
Yani beceremedim. Normal koşullarda ben bir kaç deneme daha yapardım fakat o ara balık üretimine takmıştım orkideyi unutuverdim.
Tabi ki diğer iki yöntemi de denemeden edemezdim. Dendrobium cinsi orkidemi kökten ayırarak ikiye böldüm. 
Sonuç, üç senedir kendine gelemeyen bana küsen iki orkidem oldu. Ve sonunda pes edip iki ay önce ikisini aynı saksıya geri diktim. Bakalım yeniden barışacak mıyız kendileriyle.
Kısaca başarılı olduğum tek üretim yöntemi keiki oldu. Nedenini de hemen açıklayayım,ölmek üzere olan ve ya çok iyi bakım yaptığım çiçekler yavrularını kendi kendilerine verdiler. Yani benim elim değmedi.
Üretimde ne kadar başarısız olsam da orkideyi hala çok seviyorum. Tabi onlar da beni. Hala çiçeklerime gözüm gibi bakıyorum. Gerçekten orkide bambaşka bir çiçek. Her halde onun kadar sevdiğim ve uzun süre bakabildiğim başka bir çiçek yok.
A bu arada bu günlere küçük keikim üzerinde yeni bir deneme yapmayı düşünüyorum. hydrophonic  ortamda orkide yetiştirmeyi deneyeceğim. Bunun için küçük keiki'min biraz daha büyüyüp gelişmesi gerekiyor. Sonucunu aldığımda sizlerle onu da paylaşırım.