Hiper aktif biri olarak sporsuz bir yaşam düşünemiyorum. Spor yapmak benim için enerjimi attıkça dinç olduğum, yoruldukça dinlendiğim, spor ağrıları çekerken mutlu olduğum, adeta vücudumu süründürdükçe zevk aldığım bir aktivite.
Tabi ki her şeyi deneme ve sonrasında sıkılıp bırakma eğilimi olan benim için, şimdiye kadar hiç bir spor devamlılık sağlayamadı. Aikido dışında.
Voleybolla baslayan spor hayatım, atletizm, yüzme, bisiklet, paten ve kısa süreli de olsa plates ile son buldu. Senelerdir spor yapmıyordum. Çünkü bir noktadan sonra bütün sporlar sıkmaya başlıyor, rutine giriyor ve hep aynı şeyleri yapmaya başlıyorsunuz.
2010 senesinde katıldığım Girişim Savaşçısı programında tanıştım Aikido'yla.
Ticarette düştüğün an nasıl kalkacağını bilmek, sana gelen bir saldırıyı nasıl başka yöne çevireceğini öğretmek için planlanmış aikido uygulamalı bir ders yapmıştık. Aikido'nun felsefesinin iş hayatıyla, ve gündelik yaşamımızla nasıl uyum sağladığını görünce şaşırmıştım.Aynı zamanda çok hoşuma gitmişti. Sonra hayat mücadelesi içinde unutuverdim.
Senelerdir spor yapmıyordum demiştim ya, artık başlamak için zorluyordum kendimi ama ne yapacaktım? Basladığım spordan sıkılacağımı önceden biliyordum çünkü.Bana sürekli değişen,gelişen ve her gün yeni bir şeyler öğretecek bir spor gerekliydi ki sıkılmadan devam edebileyim.. Bir gün nasıl olduysa o ders aklıma geldi ve ben aikido yapmalıyım dedim. Eşime söylediğimde gülmüştü yine bulmuşsun bir heves kendine demişti.
Aikimode da Oğuzhan Sensei'yi aradım ve mülakat için bir randevu aldım. Nasıl takmış isem kafama sabahın altına aldım randevuyu. Nede olsa hiper aktif biri, bir şeyi kafasına koyduysa hemen yapmalı. Mülakat sonunda 2015 Ekim ayında başlamış bulundum.
O gün bu gündür hiç sıkılmadan, her hafta antrenman saatlerini iple çekerek gidiyorum. Hiç bir spor bu kadar zevkli gelmedi bana şimdiye kadar. Her seviyede bir şeyleri başarmanın verdiği heyecan ayrı, öğrendikçe daha öğrenilecek şeylerin ne kadar çok olduğunu görerek daha fazlasını öğrenebilecek olmanın mutluluğu ve aynı zamanda öğrendiğiniz kadarını başkalarına öğretebilmenin verdiği heyecan bambaşka. Her seviye sizi daha güçlendiriyor, daha olgunlaştırıyor, ve daha dingin ve kontrollü yapıyor.
Zaman içinde sadece benim gitmem yetmedi ve 3,5 yaşındaki kızım ile 6,5 yaşındaki oğlumu da başlattım aikidoya. Yaklaşık bir senedir ikisi de çok severek geliyorlar. Ve inanıyorum ki hiç bıkmadan devam edecekler. Herkese şiddetle tavsiye ederim.
Küçük bir reklam arası da vermek isterim. Başka dojolardan haberim yok açıkçası, fakat Aikimode Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük dojosu ve Oğuzhan sensei Türkiye'de en çok öğrenci yetiştirmiş,ve bu konuda uzmanlaşmış çok değerli bir usta. Aikido için hayatını adamış, mesleğine bu kadar sevgiyle bağlı, ve öğrencileri için bu kadar özverili çalışan başka bir öğretmen görmedim açıkçası.
Son olarak söylemek isterim ki Türkiye'de yaşayan bir bayansanız, Aikido bir hobi değil bir gerekliliktir bence.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder