Hayatın içindeki sıradanlıklarda, sisteme uyum sağlama cabasında koşuşturmacalarımızda içimizdeki çocuğu fark etmeden öldürüyoruz. Her gün bir parça daha kopuyor içimizden. Hayatın zorlukları, engeller, acılar, tüketiyor insanın içinde saklanan o masum bölgeyi. Bu blogu içindeki masumiyeti kaybetmeye direnenler,o küçük çocuğa sımsıkı sarılanlara özel hazırladık.
2 Mart 2017 Perşembe
Orkide candır
Sürekli yeni hobiler edinip bırakan ben, tabi ki bir dönem orkidelere tutuldum. Orkideyi çok severim. Narin bir çiçektir. Bakımı aslında çok kolaydır. Ama nasıl bakacağınızı bilmiyorsanız anında küser ve ölür. Doğru bakımla ise aylarca çiçek acar ve size adeta teşekkür eder.
Çoğu kişi çiçeği bittiğinde orkidenin öldüğünü düşünür. Halbuki yeni bir dal ve yeni çiçek için dinlenme dönemindedir. Güneşi çok sever, hafif esinti ister bu nazlı çiçek. O yüzden cam kenarını çok sever. Ama soğuk esmemeli. Çok su istemez. Yazın haftada bir, kışın ortamın nemine göre ya ayda bir yada iki haftada bir sulamak yeterli. Eğer çok nemli bir ortamdaysa ( benim akvaryumların durduğu oda gibi nemden durulmayan bir yer ise) neredeyse hiç sulamaya gerek yoktur. Suladığınızda kesinlikle saksıda su kalmamalı yoksa kökleri çürür.
Benim ilk orkidemi aldığımda yaptığım ilk hata saksısını büyütmek olmuştu. Meğerse orkidenin saksısı ne kadar küçük olursa kökler ne kadar dışarıda kalırsa o kadar çiçek açarmış.
Tabi ki benim tutkum orkide bakımı ile yetinmedi. Orkide üretimine sardım bir dönem
Çok narin bir çiçek olduğundan özel kültür ortamında steril kaplarda ve özel sıcaklıklarda üretilebiliyor kendileri.
Dört şekilde üretiliyor.
1. Tohum dan üretim: en zor üretim sekli bu. Özenle toplanan tohumlar steril petri kutularında nemli ve steril bir ortamda çimlendiriliyormuş. Çimlenebilmesi için bir mantar türüne ihtiyacı varmış.
2. Orkideden kesilen parçaların yine steril ortamda belli sıcaklık ve belli nem ile köklendirilmesi.
3. Kökleri ayırma yöntemi: daha çok diğer orkide cinslerinde kullanılan bir yöntemdir bu.
4. Keiki oluşumu: öleceğini anlayan , yada şartları çok iyi tutulan orkideler çiçek verdikleri daldan yavru verirler. Bu yavruya keiki denir.
Ben meraklı tabi ki dört yolu da denedim.
Tohumdan denememde bir sonuç alamayacağımı biliyordum. Zaten öylede oldu. Ama denemeden duramazdım.
Sonra klinikten getirdiğim cerrahi setiyle orkidelerimi parçalayıp parçaları güzelce dezenfekte ettim. Düdüklü tencerede steril edip hazırladığım kültür ortamının içine koyup, ışık nem ve sıcaklık ayarı yaptığım özel bir akvaryumda beklettim.
Sonuç: Enfekte olmuş kaplar oldu :)
Yani beceremedim. Normal koşullarda ben bir kaç deneme daha yapardım fakat o ara balık üretimine takmıştım orkideyi unutuverdim.
Tabi ki diğer iki yöntemi de denemeden edemezdim. Dendrobium cinsi orkidemi kökten ayırarak ikiye böldüm.
Sonuç, üç senedir kendine gelemeyen bana küsen iki orkidem oldu. Ve sonunda pes edip iki ay önce ikisini aynı saksıya geri diktim. Bakalım yeniden barışacak mıyız kendileriyle.
Kısaca başarılı olduğum tek üretim yöntemi keiki oldu. Nedenini de hemen açıklayayım,ölmek üzere olan ve ya çok iyi bakım yaptığım çiçekler yavrularını kendi kendilerine verdiler. Yani benim elim değmedi.
Üretimde ne kadar başarısız olsam da orkideyi hala çok seviyorum. Tabi onlar da beni. Hala çiçeklerime gözüm gibi bakıyorum. Gerçekten orkide bambaşka bir çiçek. Her halde onun kadar sevdiğim ve uzun süre bakabildiğim başka bir çiçek yok.
A bu arada bu günlere küçük keikim üzerinde yeni bir deneme yapmayı düşünüyorum. hydrophonic ortamda orkide yetiştirmeyi deneyeceğim. Bunun için küçük keiki'min biraz daha büyüyüp gelişmesi gerekiyor. Sonucunu aldığımda sizlerle onu da paylaşırım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder