23 Ocak 2017 Pazartesi

Medeniyet Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar



     ... Papalagi, tıpkı bir midye gibi, sert bir kabuğun içinde oturur. Bir çıyan gibi taşların arasında lavların çatlaklarında yaşar. Sağı solu, altı, üstü hep taşlarla örtülüdür. Barınağı dikine duran taş bir sandığı andırır, çok sayıda gözü olan delik deşik sandığı...
     ...Avrupa'da para vermeden herkesin yararlanabileceği tek bir şey buldum: Hava. Havanın da sadece unutulduğu için parasız olduğunu sanıyorum. Hani Avrupalının biri bu dediğimi duysa, hemen hava için de yuvarlak metal ve ağır kağıt istemeye kalkar. Çünkü her Avrupalı para istemek için yeni yeni nedenler arayıp duruyor...
    ...Ama biz yine de, etimiz güneşte konuşabildiği için sevinmeliyiz. Bacaklarımızı saran bir örtü, ayaklarımızı ağırlaştıran ayak kılıfları olmadığı için yaban atları gibi koşturabildiğimize, kafamızdaki örtü düşecek mi diye kaygı çekmediğimize sevinmeliyiz. Beyaz adam budala ve kördür. Gerçek mutluluğa karşı sağırdır ve bu utancını gizlemek için kat kat örtünmesi gerekir...
     

Sistem söyle sistem böyle deyip duruyoruz.'' Nedir bu sistem? Neye karsısınız bu kadar?'' dediğinizi duyar gibiyim. Medeniyetin getirdiği zorunluluklar bahsettiğimiz şey, adapte olmaya çalıştığımız  düzen, içinde olmaya gayret ettiğimiz ama sürekli dışına çıkmak için çabaladığımız bu ortam. Toplumun dayattığı ön yargılar, basma kalıp gelenekler, sanal bir kağıt parçası için ömrümüzü feda ettiğimiz birbirimizi öldürdüğümüz,uğruna savaşlar yapıp dünyanın içine ettiğimiz tüm bunları yaparken bir gün hepsini geride bırakarak iki karış toprağa karışacağımızı unuttuğumuz hayatımız.


Yukarıda resmini gördüğünüz ve içinden de ufak alıntılar yaptığım kitap; kendimizi sınırladığımız,  kurallar koyup bunlara uymaya çalıştığımız bu düzende hayattan keyif almayı nasıl unuttuğumuzu, hatta koşuşturmaca sırasında, hayatı yaşamayı nasıl unuttuğumuzu bambaşka bir acıdan, Afrikalı bir kabile reisi gözünden çok güzel özetliyor.  Herkese tavsiye ederim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder