... Papalagi, tıpkı bir midye gibi, sert bir kabuğun içinde
oturur. Bir çıyan gibi taşların arasında lavların çatlaklarında yaşar. Sağı
solu, altı, üstü hep taşlarla örtülüdür. Barınağı dikine duran taş bir sandığı
andırır, çok sayıda gözü olan delik deşik sandığı...
...Avrupa'da para vermeden herkesin yararlanabileceği tek bir şey
buldum: Hava. Havanın da sadece unutulduğu için parasız olduğunu sanıyorum.
Hani Avrupalının biri bu dediğimi duysa, hemen hava için de yuvarlak metal ve
ağır kağıt istemeye kalkar. Çünkü her Avrupalı para istemek için yeni yeni
nedenler arayıp duruyor...
...Ama biz yine de, etimiz güneşte konuşabildiği için sevinmeliyiz.
Bacaklarımızı saran bir örtü, ayaklarımızı ağırlaştıran ayak kılıfları olmadığı
için yaban atları gibi koşturabildiğimize, kafamızdaki örtü düşecek mi diye
kaygı çekmediğimize sevinmeliyiz. Beyaz adam budala ve kördür. Gerçek mutluluğa
karşı sağırdır ve bu utancını gizlemek için kat kat örtünmesi gerekir...
Sistem
söyle sistem böyle deyip duruyoruz.'' Nedir bu sistem? Neye karsısınız bu
kadar?'' dediğinizi duyar gibiyim. Medeniyetin getirdiği zorunluluklar bahsettiğimiz
şey, adapte olmaya çalıştığımız düzen, içinde olmaya gayret ettiğimiz ama
sürekli dışına çıkmak için çabaladığımız bu ortam. Toplumun dayattığı ön
yargılar, basma kalıp gelenekler, sanal bir kağıt parçası için ömrümüzü feda
ettiğimiz birbirimizi öldürdüğümüz,uğruna savaşlar yapıp dünyanın içine
ettiğimiz tüm bunları yaparken bir gün hepsini geride bırakarak iki karış
toprağa karışacağımızı unuttuğumuz hayatımız.
Yukarıda
resmini gördüğünüz ve içinden de ufak alıntılar yaptığım kitap; kendimizi
sınırladığımız, kurallar koyup bunlara uymaya çalıştığımız bu düzende
hayattan keyif almayı nasıl unuttuğumuzu, hatta koşuşturmaca sırasında, hayatı
yaşamayı nasıl unuttuğumuzu bambaşka bir acıdan, Afrikalı bir kabile reisi
gözünden çok güzel özetliyor. Herkese tavsiye ederim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder